10 Ekim 2011 Pazartesi

Öyle bir arkadaş

Kucağımda elektrogitarla yazıyorum bu yazıyı. Arkadan yaklaşık 30. kez üst üste dinlediğim ve dinlemeye devam ettiğim Wish You Were Here çalıyor. Modum da gidip gelmekte. Sigara eksik şu anda sigara. Onu da içmiyorum ama bir tek o tamamlayabilir bu birleşimi.

Daha önceden blogumdan da bas bas bağırmıştım arkadaşsızlıktan ölüyorum diye. Çevremde kimse kalmadı. Herkes gitti başka başka şehirlere. Eften püften tanıdıklarım değildi gidenler. 9-10 yıllık dostlarımdan tutun, birlikte büyüdüğüm insanlara kadar bütün hayatımı anlamlaştıran insanlar gitti. Gittiler gitmesine de ben bir şey fark ettim şu son 4 günde.

Evet, en yakınlarım gitti, ama aslında birinin gitmesi beni arkadaşsız yapmış. Yani diğer 10'u gitseymiş de bir tek o kalsaymış ben yine arkadaşsızım diye bunalımlara girmezmişim. O gidince hayatımın anlamı gitmiş sanki. Birlikte büyüdüğüm 10 kişiye bedelmiş o meğerse.

4 gündür arkadaşım, hatta artık dostum olarak gördüğüm Sevil'de kalıyordum. Kötüydüm. Hala kötüyüm ama onda kalmasaydım şu yazıyı yazmamı sağlayacak kadar bile güzel şey hissedemeyecektim. O 4 gün çok iyi geldi bana. Yüzsüzce herkes otururken ben gerine gerine yatakta yayıldım, önümde bilgisayar, elimde bira. Bir sırtımı kaşımadıkları kaldı. Onu bile isteyebilirdim, öyle bir yüzsüzlük içindeydim. İnsanlar 5. yıl dönümlerini bile benimle geçirdiler. Her şey gerçekten çok güzeldi. Yerde klavyeyle oynarken kültablasını devirmemeye çalışan Sevil, tembellikte Midi'yle yarışarak devamlı bira içen ben, raid arasında kapıyı açıp gülerek "ee napıyorsunuz bakalım" diyen Onur.. Üzerine 4 gün boyunca deli gibi içip müzik dinlemek, gitar hasreti çekmek.. İşte o sırada ben bir şey fark ettim.

Benim hiçbir zaman çok arkadaşım olmadı ki. Birkaç kişi dışında zaten çok kişiyle görüşmüyordum ya da çok kişiyle paylaşmıyordum yaşamımı. Benim ihtiyacım olan şey dertleşebileceğim, içebileceğim, bol kahkahalı, bol depresyonlu, saçma salak konuşsam da yargılanmayacağım, bu sırada da istediğim müzikleri dinleyebileceğim bir ortamdı. Bunu bana sağlayan arkadaşım gittiğinde ben de bitmiştim. Çökmüştüm. Aradığım şey buydu. Özlediğim şey buydu. Beni arkadaşsızlıktan ölüp bitip geberdiğimi düşündürten şey buydu. İsterse o gidenlerin hepsi geri gelsin, ama ben böyle bir ortamda bulunmadığım sürece her zaman yalnızlık çekeceğim, arkadaşım yok diyeceğim. Aslında kastettiğim şey öyle bir arkadaşmış.

Öyle işte. İyi ki var yani Sevil. Seviyorum seni kızım. Çarparım ama suratına bilirsin.

4 yorum:

Sweet Leaf dedi ki...

Aaaaağh gözlerim yaşardı ülen. İyi ki varsın sen, hep gel, ikinci evin olsun burası. Ben de ne kadar mutluydum anlatamam sen buradayken. Yıldönümü meselesine gelince, sen olmasan da biz aynı şeyleri yapacaktık, markete gidip yemek hazırlayıp film izleyecektik, ekstradan sen de yanımızdaydın daha güzel oldu. :)

Bir de ben böyle blog yazılarına yazıdan uzun yorum yapıyorum yüzsüz gibi ahaha. Ay çok seviyorum seni. Cınım.

Mathilde Tahon dedi ki...

:) Hiç merak etme ben gayet yüzsüz bir insanımdır, anında 2. evim yaparım orayı. Bir daha geldiğimde gitar da getireceğim, seninki de yapılmış olursa bomba olur :) Hatta yağmur yağmasa da amfi falan da olsa.. :))

2 satır yorum yaptığında o yorumun senin olduğuna inanmıyorum zaten, okumuyorum bile :p

Sweet Leaf dedi ki...

:D Çok konuştuğum gibi çok yazıyorum da, bir ortasını tuttursam, ya hiç gıkım çıkmıyor ya bıdıbıdıbıdı.

Bu arada gitarı senin kursunda yaptırmaya karar verdik, sen git, gel, sonra birlikte gidelim oraya.

Mathilde Tahon dedi ki...

İki halin de güzel gayet sorun yok :D

Aa holey yaptırın yaptırın :) Benim gelmem size geç gelirse tarif de ederim çok kolay yeri zaten :)