9 Eylül 2011 Cuma

Kediciklerim

Haziran ayında annem okulu bitirme hediyesi olarak sürprizi olduğunu, hemen Çeşme'ye gelmem gerektiğini söyledi. Ben de gene abidik gubidik bir şeyler aldığını düşünüp pek sallamadım, ama yine de ertesi gün Çeşme'ye gittim. Annem "sürpriiizzz" diyerekten bir kutu koydu önüme; içinde biri beyaz biri siyah iki tane avuç içi kadar kedi yavrusu, boyunlarında da fiyonk.. Gözlerime inanamadım, yıllardır kedi istediğimi bilen annem ölmek üzere olan bu kedi yavrularını bulmuş sokakta. Anneleri tarafından terk edilmişler. O da hemen kapmış getirmiş bahçeye.

Kedilerimle bu şekilde tanıştım işte. Önceleri annem "sadece senin için bak, normalde kedi sevmem biliyorsun" diyordu. Birkaç gün içinde hepimiz bağlandık onlara. "Eve asla giremezler" lafını yiyen bir annem, "bırakın atın şunları" lafını yiyen bir babam var benim. Her gün evin içinde eşyalarımızı karıştıran, dolaplarda kapalı kalıp geceyi orada mahsur geçiren, inatla çamaşır makinesine girmek isteyen kedileri bir güzel kabullendiler Çeşme'de. Artık kucak, yatak ve de ütü masası dışında bir yerde yatmıyor hanımefendiler.

Geldikten sonra 1 haftaya kalmadı ayaklandı kediciklerim. Hoplamaya zıplamaya, yemekleri doğru düzgün yemeye başladılar. Ancak bu sırada anne sütü içmedikleri için hastalandılar. İkisinin de tüyleri büyük miktarlarda dökülmeye başladı, suratlarında, ağızlarında yaralar çıkmaya başladı. Hele beyaz olan garibim hilkat garibesine döndü. Gözleri şişti, biri kapandı, vücudu kızardı.. Çantamıza atıp veterinere götürdük ikisini de. Doktorun verdiği ilaçları düzenli olarak kullandık, tamamen düzeldi bebişler.

Bu sırada gelip gidenimiz çok oldu tabi. Herkes "ay ben kedi sevmem, köpek severim" diyerek geldi, kedilerle sarmaş dolaş yatmak isteyerek gitti. Özlem duyarak geri gelenler mi ararsınız, sadece kedilerin nasıl olduğunu öğrenmek için arayanlar mı, fotoğraflarını isteyip özlem giderenler mi..

Şimdi kedilerim çok büyüdü, çok güzelleşti. Ancak onlardan ayrılmam gerekiyor. Hiç ama hiç istemiyorum, bunun için her türlü baskıyı yaptım ama babam İzmir'deki evde istemiyor onları. Ekim sonuna kadar rahatlar ama ekimden sonrası muamma. Onlar ev kedisi olarak yetişti, sokakta yapamazlar ki. Kendilerinden küçük sokak kedileri pençe attı mı nereye kaçacaklarını bilemiyorlar. Kuşlardan korkuyorlar, bir gün tavşan gördüler diye gece köşede bir yere saklanarak uyumuşlar. Ne köpek gördüler hayatlarında, ne yemek aradılar çöpte. Beyaz olan kafası okşanmadan uyuyamıyor, siyah olansa kucağa yatıp kıyafet emmeden.. Bir arkadaşım belki alabileceğini söyledi, o da kesin değil tabi. Çok üzülüyorum kedilerim gidecek diye çok!

2 yorum:

Holden Caulfield dedi ki...

çok sevimliler ayrılmak zor olur tabi umarım arkadaşın alır da sokakta kalmaz hayvancıklar

Mathilde Tahon dedi ki...

Off umarım :(