5 Aralık 2009 Cumartesi

Türk İnsanı

Türk milleti kadar salak millet az bulunur. Yok yok çok ciddiyim. Milletçene kompleksliyiz başta. Arabadaki en büyük zevki burnunu karıştırmak olan insanların yaşadığı ve üstüne üstlük bunun garip karşılanmadığı bir millet bizimkisi. Cahil, genelde pis, körü körüne dinci, bir marifetmiş gibi tabularına sıkı sıkıya sarılan, 21. yüzyıla inatla ayak uyduramayan ve bununla gurur duyan, sözde aşırı ahlak düşkünü ama ahlakı sadece cinsellikte arayan rüşvetin ahlaksızlık olduğunu düşünmeyen, zeki ama tembellikten ölen, üşengeçlikten kırılan, saçma sapan bir millet bizimkisi. İtin götüne sokmakta sonuna kadar haklı olduğumu düşünüyorum içine benim de dahil olduğum bu insan topluluğunu. Lakin yiğidi öldür hakkını yeme. Bazı değerlerin hala yaşatıldığı bir ülke burası.

Birkaç gün önce Portekiz'den bir misafirimiz geldi Rui diye. Bu yaz Porto'da tanıştık kendisiyle. Adam bütün avrupayı otostopla dolaşmaya karar vermişti ve bu planından bize de bahsetti. Türkiye'ye de uğramak istediğini fakat daha ortada kesin bir şey olmadığını söyledi. Biz de mutlaka Türkiye'yi görmesini gerektiğini, eğer gelirse haber vermesini söyledik. Bir iki hafta öncesine kadar bu konuyu unutmuştuk. Rui bize mesaj atmış, İstanbul'daymış ve İzmir'e gelmek istiyormuş ona kalacak bir yer bulabilirsek. Kalacak yeri ayarlandı, haberleşildi ve arkadaş İzmir'e geldi. Sabah kahvaltıya gittik hepberaber ve İstanbul anılarını dinledik.

Öncelikle Rui çok şaşkındı, çünkü hayatında böyle yardımlarla, iyiliklerle hiç karşılaşmamıştı. Vardığının ilk günü bir adamla tanışmış ve adam kalması için ona evini açmış öncelikle. Daha sonra onu yedirmiş, içirmiş, gezdirmiş. Bu sırada başkalarıyla da tanışmış. Herkes seferber olmuş Rui için. Yaklaşık 1 hafta sonra İzmir'e gideceğini söylemiş yeni tanıştığı arkadaşlarına. Parası olmadığı için otostopla gideceğini söylemiş. Evinde kaldığı adam olmaz öyle şey diyerek gidip nilüferden İzmir'e bilet almış. Bizimki şok tabi. İnsanların nasıl bu kadar yardımcı olduğunu, iyiliksever olduğunu anlayamamış. İzmir'e gitmek üzere yola çıktığında yanındaki adamla kaynaşmışlar hemen ve bu adam da bunu yedirmiş, içirmiş, yol boyunca muhabbet etmişler. İzmir'e varlıklarında adam Rui'yi çok sevdiğini, bu yüzden ona bir hediye vermek istediğini söylemiş. Yanında bulunan, elde yapılmış 3 zeytin şişesinden birini ona vermiş. Bizimki şaşkınlıktan ölüyor tabi. Bize söylediği tek şey: "Ben hayatımda böyle yardımsever bir milletle karşılaşmadım." Gerçekten de doğru diye düşündüm. Kaç millet hiç tanımadığı bir insana bu kadar yardım eder ki? Rui bunların hepsinden çok etkilenmiş. "Biz de yardımcı oluruz ama bu kadar da değil. Bedavadan yemek vermez kimse. Çok güzel, çok ilginç. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görmedim ben. Artık ben de böyle olacağım. Böyle davranacağım insanlara."

O kadar gururlandım, mutlu oldum ki anlatamam. Bir adamın 27-28 yıllık hayatında yalnızca 1 hafta gördüğü şeyler hayata bakış açısını değiştiriyor. Daha büyük bir gurur olabilir mi?

Evet salak bir milletiz, evet akıllanmayız asla, ama bizim kadar "insan"ı da yok be abi.

4 yorum:

cinnamoncherry dedi ki...

fırından çıkmış elinde tepsisiyle yürüken yanından geçen tanımadıı biriyle böreğini paylaşacak teyzelerin yaşadıı bi ülke burası =)) (sağolsun teyze çok açtım valla (= )
süper bi yazı olmuş canım =)) çok doğru tespit tebrik ettiim =))

Mathilde Tahon dedi ki...

ehehe çok teşekkürler yahu =) teyzeye de hürmetler :D

th@les dedi ki...

super bisey ya :)

Radical Brain dedi ki...

iyi ki balikesir gelmemis rui... gurur yerine utanc duymak kotu olabilirdi tabii.