Acılarımı ve sevinçlerimi yeterince blogumda paylaşıyorum zaten, tekrar tekrar aynı şeyleri yazmanın bir manası yok. İçime attığım "acılarımı" yazmam en doğrusu olacak sanırım. İşte Top 5'im:
1-Freddie Mercury'nin öldüğünün, o kadar şarkılarını dinlememe rağmen hayatta olmadığının, ne kadar uğraşsam da çabalasam da canlı olarak göremeyeceğimin, bir konserinde dahi bulunamayacağımın durup durup aklıma gelmesi. Büyük travmalara yol açtı bende.
2-Yeni aldığım John Lennon saatimle uyurken, kolumu yatağın tahtasına çarpmamla beraber her bir yanının çizilip kırıldığını sanmam, cesaret edip de ışığı yakıp bakamamam, sabaha kadar saatime yas tutup o iğrenç huzursuzlukla uyuyamam. Yaşayan bilir. Sabah baktım da bir şey yoktu allahtan.
3-Çiğ köfte indirim kuponlarımın tarihinin geçtiğini görmem :( Evlat acısı gibi koydu valla :(
4-Akşamın bilmem kaçında Ohannes'i fazla kaçırmak suretiyle rahatsızlanmak ve uğruna saatlerce başvuru sırasında beklediğim Ales'e girememek.
5-Yakışıklı tekelcinin evlenmesi. Sen benim olacaktın be adam :(
29 Aralık 2010 Çarşamba
27 Aralık 2010 Pazartesi
Yapılmış en aptalca dalgınlık :(
Aylardır twitterdan Gani Müjde'yi Müjdat Gezen diye takip ediyorum, adama mentionlarımı ona göre yapıyorum :(
26 Aralık 2010 Pazar
Şeytan aldı götürdü satamadan getirdi
Daha önceden de söylemiştim, doğa üstü şeylere pek inanmıyorum. İnanmamayı tercih ediyorum aslında. Çünkü götünden bile korkan bir insanım ve bu tür şeylere de iyice inanmaya başlarsam kafayı yerim artık. Septik bir şey olurum.
Evet inanmamasına inanmıyorum, lakin bizim evde tuhaf şeyler oluyor. Birileri bizle taşak geçiyor resmen. Daha önce "evdeki sidik vakası" diye bir yazı yazmıştım. Dolabın içine işenmişti. Faili hala ortaya çıkmadı. Nedenini nasılını kimse bilmiyor. Unuttuk gitti artık güya.
Şimdi de evden eşyalar kaybolmaya başladı. Mütemadiyen bir şeyler yerinden kayboluyor. Saatlerce arıyoruz, sonra belki milyon kez baktığımız yerden çıkıyor. Sanki biri götlük yapmak için alıyor, sonra da kendimizden şüphe etmemiz için yavşak bir sırıtışla aynı yere koyuyor. Başlarda "görmemişim yahu, nasıl da bakar körüz, aa ordan çıktı" falan derken, artık "hassiktir orada değildi eminim, ne boklar dönüyor bu evde aq, lan birileri dalga geçiyor kesin, 2 saniye önce yoktu orada oha oha" diyorum.
Lenslerimi, ilaçlarımı, flash belleğimi götlerine mi sokuyorlar anlamıyorum ki. Artık oyunlarınızı biliyorum görünmeyen götoşlar, akıl sağlığımızdan şüphe ettiremiyorsunuz bizi, bırakın bu oyunu en iyisi. Hayır bir de hakkaten götünüze falan sokup geri koyuyorsanız içinizden çıkmasın onlar inşallah.
Evet inanmamasına inanmıyorum, lakin bizim evde tuhaf şeyler oluyor. Birileri bizle taşak geçiyor resmen. Daha önce "evdeki sidik vakası" diye bir yazı yazmıştım. Dolabın içine işenmişti. Faili hala ortaya çıkmadı. Nedenini nasılını kimse bilmiyor. Unuttuk gitti artık güya.
Şimdi de evden eşyalar kaybolmaya başladı. Mütemadiyen bir şeyler yerinden kayboluyor. Saatlerce arıyoruz, sonra belki milyon kez baktığımız yerden çıkıyor. Sanki biri götlük yapmak için alıyor, sonra da kendimizden şüphe etmemiz için yavşak bir sırıtışla aynı yere koyuyor. Başlarda "görmemişim yahu, nasıl da bakar körüz, aa ordan çıktı" falan derken, artık "hassiktir orada değildi eminim, ne boklar dönüyor bu evde aq, lan birileri dalga geçiyor kesin, 2 saniye önce yoktu orada oha oha" diyorum.
Lenslerimi, ilaçlarımı, flash belleğimi götlerine mi sokuyorlar anlamıyorum ki. Artık oyunlarınızı biliyorum görünmeyen götoşlar, akıl sağlığımızdan şüphe ettiremiyorsunuz bizi, bırakın bu oyunu en iyisi. Hayır bir de hakkaten götünüze falan sokup geri koyuyorsanız içinizden çıkmasın onlar inşallah.
24 Aralık 2010 Cuma
22 Aralık 2010 Çarşamba
Götümün Stumble'ı

Bilgisayar başında yapacak bir şey bulamadığımdan ve de artık F5 tuşunun yazısı silindiğinden Stumble'a kaydolayım, ilgilerimi işaretleyeyim bana eğlenceli şeyler bulsun, deli gibi yazılar okuyayım, ilginç resimler bulayım, süper komik testler yapayım dedim. Bir heves kaydoldum siteye ve Stumble! yapmaya başladım. Yapmaz olaydım amına koyim. Aramada "All topics" yaptığımda karşıma çıkan doğa-hayvan resmini like yaptım diye nerede hayvanlı doğalı dağlı nehirli resim varsa onları önüme koymaya başladı. Stumble yapıyorum değişsin diye, yok karlı havada aslanlar, Çin'in sikindirik bir yerindeki tarlalar, gözümün içine içene bakan korkunç maymunlar çıkarıyor inadına. Ulen dedim ağzına sıçayım, en iyisi yukarıdan belli bir topic seçeyim de onunla ilgili şeyler getirsin bu mal önüme. Seçtim bir iki tane, seviniyorum da bir yandan rockla falan ilgili ilginç yazılar gelecek diye, gele gele dünyanın en saçma rock yazıları -hatta yazı bile değil paragrafımsı 1-2 cümle- çıktı karşıma. Değiştir dedikçe birbirinden saçma rock videoları geldi. Onları okuyup izleyeceğime güzin abla okuyup lerzan mutlu programı izlerim, o derece. Hemen bok atmayayım diye sabırla başka şeyler işaretledim, birkaç kez Stumble yaptıktan sonra bu defa karşıma mini test çıktı. Eğlenceli bir şeydir belki diye birkaç tanesini işaretledim. Sorular da şöyle: "Duygusal biri misiniz? Kararlarınızı duygularınıza göre mi verirsiniz?" Testin sonucuna geliyorum: "Duygusal bir kişiliğe sahipsiniz!" Ulan salak zaten duygusal mısın diye sen sordun, bir de çok büyük bir iş çıkarmışsın gibi bulduğun sonucun sonuna ünlem koymuşsun. Gene heheylendim tabi. En sonunda komedi diye "Bir yengecin, evlenmekte olan çiftin evlenmesine karşı çıkması" adı altında salak bir karikatür göstermesiyle Stumble işine son vermeye karar verdim. Yahu ben F5'le daha mutluydum. Böyle hevesim götüme sokulmuyordu en azından.
21 Aralık 2010 Salı
Sınıf ortalamasının 30'dan fazla olmadığı, 50 almanın imkansıza yakın olduğu ve alanların da parmakla gösterildiği manyak bir hocanın sınavından, hiçbir derse girmeden 10 dakikalık bir çalışmayla 80 almışlığım var. Şimdiye kadar alınan en yüksek not olma ihtimali çok yüksek. Kimseye de söyleyemiyorum ki linç edilmek istemediğimden.. Blogumda paylaşayım da rahatlayayım bari oh.
Nazar değmesin tü tü tü.
Nazar değmesin tü tü tü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

