12 Aralık 2011 Pazartesi

Çiş meselesi

Düşünün ki çok yakışıklı/güzel biriyle buluştunuz. Ne diyeceğinizi, ne muhabbet açacağınızı bilemeden geçen gergin bir saatin ardından oldukça eğlenceli bir muhabbet ivmesi tutturdunuz. Karşılıklı ardı ardına bira yuvarlarken hafif kurlaşmalar da başladı. İmalı gülücükler, kaçamak bakışlar, karşı cinsle ilişkiler hakkında sorular... O anda birden masadan kalktınız. Neden? Çünkü lanet çişiniz geldi! Muhabbetin ve ortamın en tatlı yerinde tuvalet sırası bekleyip çişinizi yapmalısınız. Ama tabi alkol çok işettiğinden bunu birkaç kez daha tekrarlayacaksınız çok kısa süre sonra.

Diyelim ki uzun bir otobüs yolculuğuna çıkacaksınız. Kulaklıkları taktınız, kitabınızı açtınız, muavinin dağıttığı keki yediniz. Kitap okudukça hafiften uykunuz da geldi. Tam dalarken rahatsız olduğunuzu fark ettiniz. Neden? Çünkü lanet çişiniz geldi! Yetmezmiş gibi o lanet olasıca molaya saatler var. Tebrikler, inanılmaz rahatsız edici yolculuğunuzu sürekli çiş düşünerek geçirmeye hak kazandınız. Daha da kötüsü o yol bitmeyecek, saniyeler saatler gibi gelecek. Mola sonrasında gene aynını yaşayacaksınız. Bunun bir de uçak versiyonunu düşünelim. Hareket kapınıza geldiniz yarım saat-bir saat önce. Bekliyorsunuz. Beklerken bir tane de kahve içiyorsunuz gazete eşliğinde. Keyfiniz yerinde. Hafiften çişiniz gelir gibi oldu, ama yolcuları uçağa almaya başlayacaklar az sonra. Uçağa bindiniz, daracık araları olan koltuğunuza oturdunuz. Ama aklınızda tek bir şey var; çiş! Ve uçağın çük kadar tuvaletinde eziyet çekmek istemiyorsunuz. Bir saat dayanırım diye düşünürken uçağın kalkmak bilmemesi fikrinizi değiştiriyor. Ama o da ne? İkaz ışıkları yanarken yerinizden kalkmak yok! Çiş dolu idrar torbanız oturdukça sizi daha da rahatsız ediyor, içtiğiniz bir kahve on kahve boyutunda içeriden saldırıyor. İkaz ışıklarının sönmesi için bekleyip duruyorsunuz. O dakikalar geçmiyor.

Çok uykunuz var, yatağa atıyorsunuz kendinizi. Yüzünüzü yastığınıza dayayıp sıkıca sarılıyorsunuz yumuşacık kuş tüyü yastığınıza. Her şey çok güzel. Hayatınızın en mutlu anı. Ama dalmak üzereyken rahatsız oluyorsunuz. Neden? Çünkü lanet çişiniz geldi! Parmağınızı bile kıpırdatacak haliniz yok, ama çiş canavarı bir anda bütün uykunuzu emdi. Onu yapmadan uyumak yok size. İşkence çeke çeke yapıp geliyorsunuz. Şanslıysanız 5 dakika sonra tekrar tuvalete gidip yarım işemek zorunda kalmayacaksınız.

Bunları yazarken bile deli gibi çişim geldi. Senden nefret ediyorum çiş!

4 yorum:

Sweet Leaf dedi ki...

Sınavları unutmuşsun. Sınavlar. Sınavda gözetmene "Lavaboya gitmem lazım," demek, gözetmenin de seninle birlikte gelmesi. Ben koskoca iş hukuku profesörüne "Hocam, stres olunca işte, ehehehehe..." dediğimi bilirim. :( Ceza hukuku asistanı da benimle birlikte geldiği tuvalette ben işerken "Dur gelmişken ben de gireyim hatta," diyip yan kabinimde işemişti, çiş kardeşi olmuştuk.

Mathilde Tahon dedi ki...

Ayy evet. Bizde sınav esnasında çıkmak da yasaktı bühi :( Sınavdan 5 dakika önce gidiyorsun, ama çiş canavarına yetmiyor. Asistanla karşılıklı işemek de senin evine kahveye gelmesi gibi bir şey. İnsanları bir anda yakınlaştırıyor :D Senle dün bayağı bir çiş kardeşi olduk zaten. Borulara adımızı kazıdık :)

Sweet Leaf dedi ki...

Bizim mekandaki filmin sesini duyduğumuz gibi insanlar da bizim sesimizi duymuyordu inşallah.

Mathilde Tahon dedi ki...

Ahahahaha :D Duydularsa da fon müziği olmuştur.