2 Ağustos 2011 Salı

Hayatımıza geç giren güzellikler

Çok çekingen bir çocuktum ben. Birkaç tane arkadaşım vardı ve sosyalleşmek benim için çok zordu. İlkokulda öğretmenim ısrar etmeseydi asla hentbol takımına giremezdim. Benim için ne kadar tanımadık insan, o kadar büyük bir sorun demekti.

Annem beni dansa yazdırmak istediğinde de bu yüzden şiddetle hayır demiştim. Kendisi uzun zaman dans etmişti ve benim de en azından bu şekilde bir hobimin olmasını, değişik insanlarla tanışmamı, seyahatlere çıkmamı istiyordu. Yıllar boyunca kabul etmedim. Utanırım ben deyip durdum.

Yıllar sonra üniversitede aynı annem gibi dansa başladım ben de. Hayata bakışımı tamamen değiştirdi dans. Gerek estetik olarak, gerek kültürel olarak, gerek insanlarla anlaşma olarak, gerek seyahat olarak bambaşka ışıklar getirdi hayatıma. Çekingenliğim yüzünden neler kaybettiğimi görünce çok üzüldüm. Hayatıma çok geç giren bir güzellikti bu.

Müzikle uğraşmak da aynı şeydi benim için. Yabancı insanların olduğu gidilmesi gereken kurslar, tanımadığım öğretmenler ve dahasıydı. Oysaki küçükken piyano çalmayı öğrenmeyi çok isterdim. Yazları İstanbul'a giderdik ve ben bütün gün en alt katta eniştemin piyanosunu çalmaya çalışırdım. Herkes üst katta beni dinlerdi, çok hoşlarına giderdi. Buna rağmen kimse elimden tutup müziğe yönlendirmedi beni. Yapmaya çalışsalardı da utangaçlığım yüzünden kabul etmezdim. Ama yine de keşke ısrar etselerdi, üzerime gelselerdi..

Müzik hayatıma çok geç girdi. Ancak üniversitede ayrı olarak ilgimi çekmeye başladı. Sanırım çekingenliğimden önemli anlamda kurtulduğum yer üniversiteydi ve bunun için dans da müzik de çok ilginç gelmeye başlamıştı. Her şeyden önce "Rock" kavramı girdi hayatıma, birkaç yıl sonra da felsefemi oluşturan "Rock N' Roll" kavramı. İlk dinlediğim rock grubu Red Hot Chili Peppers'tı, ama beni bugünkü durumuma getiren 'şey' kesinlikle Beatles oldu. Müzik benim için bambaşka bir kavram haline geldi; bir hayat felsefesi, bir yaşam şekli..

Daha fazla dayanamayarak kendime gitar aldım bu yaz. Geciktirilmiş bir hayal.. Ama artık ne istediğimi biliyorum. Şu gitar işini iyice çözdükten sonra da kendime elektro gitar alacağım. Bu isteklerimi gerçekleştirmeye çalıştığım yaşın 23-24 olması ne acı. İçimde bunun ezikliğini duyuyorum. Çalışma hayatı değil, üniversite hayatı bunları yapmak için birebirdi ve ben bu fırsatı kaçırdım. Özellikle küçüklüğünden beri müzikle iç içe olanlara çok özenirim. Bir enstürman çalarak büyümek, müzikle iç içe yaşayarak olgunlaşmak, çocukken bile Beatles'ı bilmek, Queen'i bilmek, Freddie'ye hayran olmak..

Hayatıma çok geç girdi bu güzellik de. Umarım bundan sonra hayatımdan asla ama asla çıkmaz, ben de hayallerimin bir kısmını gerçekleştirebilirim en azından.

2 yorum:

Xibalba dedi ki...

ben de 16-18 yaşlarında benim şu anda dinlediğim müzikleri dinleyen insanlara hayranım.dinlediğim müziğin kalitesi görecelidir tabi de,ben onların yaşlarında abuk subuk şeyler dinliyodum şimdi baktığımda.
dans konusuna gelince çok kısa süreliğine okulun dans kulübüne girmiştim ki(derslerim epey ağırdı zaman ayıramadım) ama bi erkek olarak hayli zevk almıştım rock'n roll eşliğinde dans etmekten:) ayrıca salsa ve bachata'da gösteriyolardı ama en sevdiğim rockn roll olmuştu haliyle...

Mathilde Tahon dedi ki...

Sonradan da olsa yapmışız bir şeyler demek ki :)