6 Kasım 2010 Cumartesi

Mimlendim yine ben

İlnevya tarafından mimlendim. Mimlenince nedense sevindim, konusunu görünce daha da sevindim. İlnevya'ya kitap okutmaya çalışırken böyle bir mimle gelmesi onun kitaplarla çok iyi anlaşacağına dair inancımı arttırdı :) Aferin İlnevya :Pp Bu arada muhabbetini özledim :) :Pp Evet mime geçiyorum artık.

Mim Konusu: Kitaplığınızın karşısına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.
Şimdi gözlerinizi açın. Bir kitap seçmiş durumdasınız. O kitabı satın aldığınız ya da hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.
Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu!
55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin.

Öncelikle bir itirafım var. Gözlerimi kapatıp açtığımda seçtiğim kitap pek de hoşuma giden bir tanesi değildi. O yüzden bunu 2. kez yapmak durumunda kaldım :)

Mim kurallarıyla denk gelen kitap: Uğultulu Tepeler
Ah ne severim bu kitabı. Eskimiş püskümüş, dağılmış kitap yapraklarını bantlayıp bantlayıp okumuştum. Bir yaz günü, İstanbul'da, asma katta koltuğa uzanmışım, dışarıda havuza atlayanların seslerini duyuyorum; ama hayır kitap çok güzel. Onu bitirmeliyim önce. Hindley, Catherine, Heatcliff.. Ne kadar etkilemişti satırlar beni. Daha dün gibi hatırlıyorum kitabı okuduğum 2 günü. Sarı bukleleriyle sallanan sandalyeden kalkarak sevimsiz bir ifadeyle şarap veren Cathy'i hayal edişim, bir atla yolculuk yapamayacak kadar hastalıklı o çocuğu gözümde canlandırışım.. Her detayı, beni etkileyen her detayı hatırlıyorum. Geçen kitap fuarında öteki dağılmış durumda diye yenisini aldım. O kadar saygıyı hak ediyordu çünkü.

Kitabın 55. sayfasını açtım ve o zaman da yüreğimi burkan bir kısımla karşılaştım:

Bütün gün aklına gelen her kötülüğü yaptıktan sonra bazı geceler kendini bağışlatmak için uysal bir tavırla sokulurdu. İhtiyar adam o zaman:

-Yo, Cathy derdi, seni sevemem sen ağabeyinden de betersin. Haydi yavrum, git dua et de Tanrı seni bağışlasın. Galiba annenle ben seni dünyaya getirdiğimize pişman olacağız.

İlk zamanlar bu sözler kızcağızı ağlatırdı ama devamlı olarak horlanınca buna alıştı, umursamaz hale geldi, hatta ondan suçları için üzüldüğünü söylemesini, özür dilemesini istediğim zamanlarda buna gülüyordu.

5 yorum:

Sweet Leaf dedi ki...

Ben de İlnevya seni mimlemiş diye mimleyememiştim zaten. -_-'

Mathilde Tahon dedi ki...

Aa ben de mimlemeyi unutmuşum birilerini :S

can metin dedi ki...

ya seçtiğin kitap daha okumadığın bir tanesi olsaydı:)

ilnevyA dedi ki...

Okuyacağım valla. Bu gece 10 sayfa daha ilerlicem e-book'taki sayfa düzenine göre. Sora da özet geçcem :) Muhabbeti ben de özledim valla, şu sapık yüzünden yarıda kalmıştı zati

Modafobik dedi ki...

Ah müthiş bir sahnediiiir o! :)