15 Eylül 2010 Çarşamba

Göt uçuklatma sanatı

Dün akşam saat 10 gibi eve dönüyordum. Eve giderken karanlık yolda saçma sapan şeyler geldi aklıma. Yok halüsinasyonlardır bilmem ne. Sonra ailemi katledilmiş buluyormuşum birden eve girdiğimde falan demeye başladım. Sonra salaklama Aybü kendine gel dedim ama o göt uçuklaması geçmedi bende. Kendi uydurduğum şeye inandım resmen. Apartmanın önüne geldim, baktım ışıklar kapalı. Herhalde karşı apartmanda misafirlikteler, ben direk arayayım, eğer ordalarsa eve çıkmam oraya geçerim diye düşündüm. Annemi aradım telefonu cevap vermedi. Zili çaldım evde kimse yok. Her zamanki gibi annem çantasının derinliklerinde telefonu bulamadı herhalde dedim, babamı aradım. Babam meşgule attı telefonu, benim içimde bir şeyler dalgalanmaya başladı. Hassiktir dedim yoksa düşündüğüm şey oluyor mu. Babam arayacak birazdan, kızım anneni kaybettik diyecek. Ben deliriyorum apartmanın önünde bu sırada. Telaşlanmayı bırakın direk ölüp ölüp dirilmeye başladım. Babam aradı sonunda, ben dışardayım annen evdeydi dedi. Demesiyle benim kalbim sıkıştı zaten. Kesin herifin biri girdi içeri annemi kıtır kıtır doğradı diyorum. Hemen yukarı çıktım, kapıyı çaldım önce ama açan olmadı. Kapıya anahtarı soktum ellerim titreye titreye, kapı kilitliydi. Annemin boğazını kestilerse içerde nasıl kilitli kapı, katil anlaşılmasın diye bir de kapıyı üzerine mi kilitledi yoksa, şerefsiz herif öldürcem lan seni diyerekten kilidi açtım. İçeri kapkaranlık. Giremiyorum içeri cesetle karşılaşacağım diye. Dedim son bir kez annemin telini arayayım. Evin içinden geldi telefon sesi. Çantası da salondaydı. Ama kapı dıştan kilitli. Demek ki kabusların gerçek oluyor Aybü kızım, anneni öldürdüler içerde, kadın boğazı kesik kanlar içerisinde yatıyor. İyi bir evlat da olamadın yan şimdi salaklıklarına, hayatın boyunca bu pişmanlık içinde yaşa, beter ol diyorum. Ben hala inanmak istemiyorum tabi buna, bir hışım karşı komşunun kapısını çaldım annem sizde mi diye, yok dediler. Karşı apartmanı aradım, yok dediler. Aybü dedim derin nefes al ve dal içeri çabuk. Belki son nefesinde kurtarabilirsin kadını içerdeyse. Belki de kaçırdılar, o zaman da hemen polisi ararsın. Daldım içeri göreceğim manzarayı düşünerek bacaklarımın titremesine engel olamayarak. Yatak odasına gittim. Yatakta annemi gördüm ama kafasının üstünde yastık var. Hassiktir boğarak öldürmüşler dedim. Korkudan ve üzüntüden ölüyorum ama. Annee annee diye bağıra bağıra sarsa sarsa uyandırmaya çalışıyorum kadını ama uyanmıyor. Annenin cesediyle karşılaşmak da varmış kaderinde Aybü derken aniden bir ses: "Bir uyutmadın yaa. Ne?!"

1 yorum:

Arif Cihat dedi ki...

Basarili bir sanat olmus bu, tebrik edilesi. :D