29 Ağustos 2013 Perşembe

Yeni hayatım

Uzun zamandır yazmıyorum buralara. Ne yazacağımı da bilmiyorum aslında yazılacak onlarca şey olmasına rağmen. İyiyim iyi olmasına ama güvensizim herkese ve her şeye karşı. Bazen o kadar baskın oluyor ki bu duygu boğuluyorum. Neden güvensiz hissettiğimi söylemeden bunları yazmanın bir anlamı olmaz tabi.

Hayatımı değiştirdim öncelikle tamamen. Ailemi, dostlarımı, akrabalarımı, büyüdüğüm ve taptığım şehri bırakarak İstanbul'a taşındım 4 ay önce. Yeni bir işe başladım burada. Kendi evim var. Kendim kazanıp kendim geçiniyorum. Geldiğimden beri yalnızlık çektiğim doğru. Yalnızlıktan hoşlanan biriyim aslıda, ama burada güvensiz hissettiğimden sevmiyorum yalnız olmayı. Babayla aynı evde yaşamak ne kadar büyük bir güvenceymiş. İnsanın başına hiçbir şey gelemezmiş gibi, gelse de baba halledermiş, üstesinden gelirmiş gibi. Şimdiyse başıma her an bir iş gelebilirmiş gibiyim. Korkuyorum.

Sevmiyorum İstanbul'u. Çok kalabalık, çok pahalı, tehlikeli insan dolu. İzmir'deki gibi kendim olamıyorum, istediğimi giyemiyorum, istediğim gibi davranamıyorum, istediğim gibi konuşamıyorum. Bu da beni kötü hissettiriyor. Yürürken pis pis insanların seni yiyecekmiş gibi bakması nedir bilmezmişiz biz İzmir'de. Zaten insanları ikiyüzlülüklerinden dolayı sevmezdim, iyice nefret eder oldum herkesten. Çok dengesizce davranıyorum, bunalımlı bunalımlı takılıyorum öyle. Eskiden yapmak zorunda olmadığım şeyleri yapmak da pek yardımcı olmuyor tabi. Her işle ben ilgileniyorum, her şeye ben koşuyorum doğal olarak.

Tabi her şey de kötü değil, aksine iyi sayılır aslında hayatım. İşimi çok seviyorum, birlikte çalıştığım insanları seviyorum, iş yerimi seviyorum, iş ortamımı seviyorum... Erken kalkmak da olmasa güle oynaya iş zamanı gelsin isteyeceğim (ha yine sabah olsa da işe gitsek dediğim doğrudur). İş arkadaşlarımla çok güzel bir arkadaş ortamı yakaladık. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor, herkes çok eğlenceli, çok iyi. Her şeyi paylaşabileceğim insanlarla birlikteyim. Daha ilk zamanlarımızda birlikte biber gazı yedik, daha ne olsun. Kira da olsa sevimli bir evim var, para kazanıyorum, istediğim gibi harcıyorum. Şanslıyım aslında, tam olarak İstanbul ortamına alışsam, güvensizliğimi yenebilsem bunalım günlerim de bitecek.

Tamamen doğaçlama, aklıma ne gelirse onu yazdığım, yazdığıma ikinci kere bakmadığım, ilkokul dilinden hallice bir yazı oldu bu da. Neyse, son olarak zaten sevdiğim, ama buraya geldiğimden beri takık gibi dinlediğim şarkıların linkini koyarak yazımı bitireyim.









2 yorum:

€lf dedi ki...

aynı evreden ben de geçtim, zamanla çok daha güzel olacaktır
muhtemel bir süre sonra yazdığın iyi şeyler sadece işin ile ilgili olmayacak hatta işinden bahsetmeyebilirsin bile
bence tabi :)

Mathilde Tahon dedi ki...

Umarım öyle olur :)