26 Mayıs 2008 Pazartesi

Ağaçlar


Biraz önce eski defterleri karıştırırken yazdığım bir şiiri buldum. Tarih 11 Ocak 1998. 9,5-10 yaşlarındayım. İşte ağaçlarla ilgili yazdığım şiir:




Ağaçları keseler,
Dolap, kitap yaparlar,
Ama bunları,
Kullanmasını bilmezler.

O güzelim ağaçlar,
Heba olur boşu boşuna

Oysa faydaları çoktur.
Zararları yoktur.
Onlar olmadan,
Bütün dünya yok olur.

Onları kullanmasını bilelim.

Boşa heba etmeyelim.

[ virgülüne kadar aynı :) ]

24 Mayıs 2008 Cumartesi

The Candle


Wishing and praying... Pleading with someone who wasn't
there.. "make it stop make it stop".
Her eyes were red. How long had she been crying? 2 hours?
3 hours? She didn't know. Tears were freezing on her
cheeks. She got closer to the candle. The shining candle was
the only proof that somebody was living in that shack. She
heard a cough behind her, then a sound of movement. Her
mother should have been turning backwards in bed. At least
that was showing her mother was still alive. However Alisa
knew that she will have gone soon. The illness was
spreading amongst her cells and made her worse day by day.
She got up and hold the candle, then glide towards the bed
and placed it next to it. There was only one bed in the tiny
shack. Alisa had been sleeping on the rotten floors for
2 years, since her mother got sick.
She looked down her mom with pity and misery. Her pale face
was paler compared to yesterday. How long had she had? A
day? A month? Tears started falling on her cheeks again.
"Please" she wispered to the darkness, "have mercy..."
Everything had started 5 years ago. Alisa had had a good family;
a father who doted on her and a mother who loved her more
than anything. Her father was a fisherman. He had a boat
with a crew. He had earned well. At least he had earned
enough to get fresh food to the table everyday. When Alisa was
just 7, he had an accident and passed away. To go on with the
life was no different from being tortured. They had no money
at all. Alisa's mother had to take care of his daughter. She
had worked as maid for nearly 3 years till she got sick. They
moved into a filthy, neglected and tiny shack. Their life was
never like it used to be.
Alisa had fallen asleep with a wide smile, thinking of her dad
and games they had played with...
When she woke up, everything was the same, it was no like her
dream. Her mother was asleep, Alisa checked her breathing,
thanks to god she was still alive. She hold the lighting candle
and take it with herself to the other side of the room, it was so
dark because there was no window. Alisa put the candle on to
the rotten counter. She took the rusty knife and tried to cut off
the moldy bread, which was as hard as a boulder, with awkward
hands. Suddenly she pulled her hand with agony. She had cut
her hand. When she put her finger to the cut on her hand, she
saw it out of the corner of her eye: the candle had been put out.
She didn't know how to say but she knew that something was
terribly wrong. She turned to her mom with a sudden move
and saw her body moved no more. Alisa approached her body
like a sleepwalker. She stopped right infront of her. Her eyes
gazed her mother's white face. Then she started to cry like mad,
screaming and yelling, yelling, yelling...

18 Mayıs 2008 Pazar

ÇILDIRIIINNN ÇILDIRIIINN!!! :D


Şampiyonuz uleeeeeeeeeeeee :D:D Cimbomum yine sevindirdi bizi! Ezik fb de çıldırsın artık kıskançlıktan! Çıldırııın çıldırııın çıldırııın çıldırıınn aslanlar sahadaaa tribünler ayaktaaaa sarı kırmızıylaa hiç bitmez bu sevdaa!!! Öyle milyon dolarlık futbolcu almakla olmuyor bu şampiyonluk. Önce ruh olması lazım. Takımın kenetlenmesi lazım. İşte galatasarayımda bu var. Fenerde şimdiye kadar hiç olmadı böyle bir şey. SOnuç olarak şampiyonluğu biz hak etmiştik, bizim de oldu zaten.

Elle kolla değil bilekle
Parayla pulla değil yürekle

HER ZAMAN HER YERDE EN BÜYÜK CİMBOM!!!

6 Mayıs 2008 Salı

Fix you Şarkısıyla Ayrılık Acısı


When you try your best but you don't succeed
When you get what you want but not what you need
When you feel so tired but you can't sleep
Stuck in reverse

Bazen ne yapsanız da olmuyor. Eskisi gibi olması için çabalıyorsun; ama o kıvılcımı geri getiremiyorsun. Ayrılmaktan başka çare kalmıyor malesef...

And the tears come streaming down your face
When you lose something you can't replace
When you love someone but it goes to waste
Could it be worse?

Sabahlara kadar ağlamanın bir çözüm getirmeyeceğini bilmek ne acı değil mi? O artık yok hayatında... Olmayacak da bir daha... Kaybettin artık onu, gitti sonsuza kadar. O senin her şeyindi, hayatındı... Yaşama sebebindi, umudundu... Onunla birlikte her şey gitti, hepsi bitti, yok oldu. Kalbinin sıkışması, nefes alamamak...Bundan kötüsü var mıdır ki?..

Lights will guide you home
And ignite your bones
And I will try to fix you

And high up above or down below
When you're too in love to let it go
But if you never try you'll never know
Just what you're worth

Çok aşık olduğunda, karşındakini bırakamadığında, ondan vazgeçmek zorunda olmak.. Ölüm bu olsa gerek...

Tears stream down your face
I promise you I will learn from my mistakes
Tears stream down on your face
And I...

Hayır işte öğrenemiyorsun hatalarından bazen... Ağlamaktan başka şey gelmiyor elden...

28 Nisan 2008 Pazartesi

Pembe Oldum!!!

Pembe oldum ben pembeee oleeeyyyy!!! Saçlarımı pembe yaptım sonunda! Daha doğrusu açık morla koyu pembe arası bir şey oldu. Ne zamandır "yapsam mı yapmasam mı, iğrenç mi olur yoksa, ama yapmak da istiyorum ya kahretsin öfff" diyerekten ne yapacağıma karar veremiyodum. Sonunda cesaretimi topladım ve kuafaöre gittim. Dedim ki böyle böyle.. Ben saçlarımı boyatmak istiyorum bana yakışır mı. Birkaç öneri vererek yakışacağını söyledi. Ben de oley bee diyerekten oturdum elektrikli sandalyeye. 1-2 saat beklemenin ardından saçlarım yıkandı, bi' baktım cidden yakışmış yahu! Çok hoşuma gitti saçlarım mükemmel bir şey oldu resmen! Çok içime sindi. Ertesi gün dernekte bir tane küçük kız gelip gidip abla saçların çok güzel olmuş, çok beğendim dedi. Ben havalara uçtum tabi.. Herkes çok beğendi, ten rengine de çok uymuş dedi. Oley be çok mutluyum! Çok seviyorum saçlarımı! Arribba arribbaa andele andelee!! Tek temennim, saçlarımı yıkadıktan sonra renginin iğrençleşmemesi. Kötü olmaz inşallah!

22 Nisan 2008 Salı

Gezi

Nerdeyse 1 yıl oldu döneli ama unutamadık. Hayatımızın en güzel günlerini geçirdik belki de. Evet, Portekiz'den bahsediyorum. Yolculuğun içindeyken anlayamıyor insan. Ama şimdi fotoğraflara ve videolara baktıkça iyi ki de gitmişiz diyorum, iyi ki de... Yaptığımız her fedakarlığa, çektiğimiz her zorluğa değdi gerçekten de. Süper eğlenceli, uyumlu ve kafa bir grupla eğlenceyi doruğa çıkardık. Dolu dolu yaşadık yolculuk günlerimizi. İzmir'e gelince yaptığım videoyu izledikçe çok daha iyi anlıyorum, özlemi tadıyorum. İşte bana "vay beee ne günlerdi yaaa" dedirttiren video...



21 Nisan 2008 Pazartesi

Kardeşlerim!


Dün gece uykum kaçtı, ben de eski günlükleri okuyayım dedim. Okudukça güldüm, güldükçe hüzünlendim. Tam 3 yıl oldu liseyi bitireli; ama daha dün gibi aklımda her şey. Gamzemin bize sitem yazıları, Aysunumun yaptığı şebeklikler, Başağımla Aysuna yapmak istediğimiz işkence yazıları, yazdığımız güzin abla yazıları, komedi şiirler... "Liseyi dolu dolu yaşamışız" dedim kendi kendime. Müthiş dostlarımla, müthiş eğlenmişiz. Her zaman birbirine destek olan müthiş arkadaşlar... O zamandan bu yana hiçbir şey değişmedi. Şimdi de öyle ve ilerde de öyle olacak. En kötü günümüzde birbirimizin arkasında olduk hep. İyi ki varsınız kardeşlerim sizi çok ama çok seviyorum...