18 Kasım 2008 Salı

Saat 4


Bir delilik yaptım dün.. Belki de yapmamam gerekirdi ama yaptım işte. Sabaha karşı 3 buçukta evden çıktım. Öyle gerekiyordu. Soğuğa ve yağmura aldırmadan evden çıktım ve 4'e kadar gezindim kız başıma. Tuhaf bakan taksici gözlerine, yanımdan geçen travestilere, tinercilere benzeyen çocuklara aldırmadan gezindim önce. Sonra gecenin soğuğu yüzüme vura vura bekledim öylece. Beklemem gerekiyordu, bekledim. Gördüğüm her gölgede "yoksa.." diyerek bekledim. Soğuktan titreyen dişlerime rağmen bekledim. Uzun dakikalar bekledim. Saatime baktım, 4'e 2 vardı. Hayır 4'e kadar dışarda kalmam gerekiyordu. 2 dakika daha ellerimi birbirine sürte sürte ısıtmaya çalışarak bekledim. 5..4..3..2..1! Saat 4 oldu, eve gitme vakti... Hadi aybüke hayalkırıklığını ceplerine doldur ve eve doğru hızlı adımlarla ilerle...

17 Kasım 2008 Pazartesi

Zaman zaman zaman!


"Çok meşgul olmaktan daha kötü bir şey varsa o da hiç meşgul olmamaktır" tarzı bir sözden yola çıktım 1-2 ay önce ve iplerimi kopardım! Bir süre öncesine kadar yapacak bir şey olmadığından yakınan ben, artık zamanım olmamasından yakınıyorum. İnsanoğlu hep şikayetçi canım. Yok ama ciddi anlamda çok doluyum şimdi de. 3 ayrı kursa gidiyorum, ders veriyorum, okula gidiyorum ve şu zamanlarda bir de vizelerle uğraşıyorum! Bazı günler saat 11lere kadar eve gelemiyorum. Bildiğin yoruluyorum yani. Şimdi de boş kalmayı özledim. Evde amaçsızca dolaşıp saatlerce koltukta uzanmayı özledim. Sen dur ama sen duuurr.. O da olacak. Biraz daha cılkım çıksın da hele bi :)

7 Ekim 2008 Salı

Aşık Gibi

Size de hiç oluyor mu aşık olmadığınız halde aşıkmışsınız gibi hissettiğiniz? Mutlu aşk şarkılarının, birini seviyormuşsunuzcasına sizi gülümsettiği? Şu anda tam olarak böyle hissediyorum. Neden, nasıl bilmiyorum. Tek bildiğim şey onun sıcaklığını kalbimde hissediyor olmam. Sanki kulağıma bir şeyler fısıldıyor, beni ne kadar sevdiğini… Ruhumu ısıtıyor varlığıyla. Hiçbir neden olmadan gülüyorum; çünkü mutluyum, aşığım. Hem de çok aşığım. Kime diye sorarsanız bilmiyorum. Ne zamandır böyle bir şey hissetmemiştim. Bu kadar çok sevmemiştim. Şarkılar bu kadar çok şey ifade etmemişti bana. Evet çok aşığım, çok!

3 Ekim 2008 Cuma

Bırak Olsun!!!!

Şimdilerde yeni bir şarkıya taktım. Aslında çok bilindik eski bir şarkı fakat ben daha yeni keşfettim maalesef. The Beatles’ın “Let It Be” şarkısı. Sabah akşam hiç bıkmadan deli gibi dinliyorum. Hatta bu yazıyı yazarken de arkadan dinliyorum. Beatles’ın birkaç tane şarkısını bilirdim sadece. Meğersem ne çok şey kaçırmışım ben! Açtım limewire ı, çıkan bütün Beatles şarkılarını indirdim. Tevekkeli dünyada gelmiş geçmiş en iyi grupmuş. Şarkılarına taptım resmen. Kendimden geçiriyor beni yahu. Hayata yeni bir açıdan bakıyorum artık; “Bırak Olsun”!!!!

22 Ağustos 2008 Cuma

Türkiye'ye Döndüm!

Sonunda gezi bitti! İzmir'ime kavuştum! 2 haftadır yollardaydık. Eğlendik, gezdik, gördük ama bir o kadar da yorulduk. Evde odama kapandım, dinleniyorum. Bol bol uyuyup ayaklarımı uzatma lüksünü kullanıyorum. Bir yandan da yeni arkadaşlar edinmenin verdiği hazla hepsini bir bir listeme ekliyorum.
Bu yılki gezi geçen seneye oranla yarı yarıya daha kısaydı ve de "uzun" yani benim kuzenim yamörüm yoktu. Olsun onla da seneye Portekiz yolcusuyuz. Yahu o değil de saydım şimdi, tam 13 ülke görmüşüm şimdiye kadar. Ule ne kadar çok gezmişiz öyle peeeeee. Offf seneye de Portekiz'e Güneş'in yanına gittik mi bal gaymak olur. Para biriktireyim de bari uçak bileti için. Yahu ben kendi kendime konuşuyorum şu anda ve salak bir ifadeyle konuştuklarımı buraya yazıyorum. Ne malım la ben. Neyse terbiyeyi bozmadan yazımı bitireyim!

29 Temmuz 2008 Salı

Hindistan Rezaleti


1-2 gün önce Güneş'le uyurken Ahmet abiden telefon geldi. Özdere festivali için gelen Hindistan grubuna rehberlik yapmamızı istedi. Hemen yataktan fırladık tabi. Koştur koştur Ahmet abininyanına gittik. Minibüs kiralamış Ulucak belediyesi bir tane, atladık ona gittik Özdere’ye grubu almaya. Akşama da Ulucak’ta dans edeceklermiş. Biz de haliyle karşımızdakileri bizim gibi normal insanlar zannettik. Özdere’de grubu görmemizle şoka girmemiz bir oldu. Grup 9 kişiden oluşuyor ve bunlardan 6sı sakallı, sarıklı, 40 yaşlarında adamlar, diğer 3ü de tuhaf kadınlar. Yetmezmiş gibi hepsi birbirinden pis kokuyor. Neyse atladık arabaya önce Kordon’a, ordan da Konak’a gittik. Tabi insanların hepsi bunlarla fotoğraf çekilmek için öne atıldı. 1 saate çıkamadık aralarından. Bu arada kendini akıllı zanneden Hindular’dan biri bize torbasıyla çantasını taşıtıyor. Adama geri uzatıyoruz alın artık diye, adam bize yok kalsın diyor. Manyak mıdır nedir ya alla alla… Neyse, en sonunda Kızlarağası Hanı’na vardık. Bunlar dolaştı biraz ama her şeyi pek bir pahalı buldular ki bunlar oranın en zenginlerindenmiş. Bu kadar cimrilik olur yani… Biri sürekli sakalına dolaşmış saçlarla oynar, biri Konak’ın ortasında ayakkabılarını çıkarıp dolaşır, bir diğeri eşyalarını taşıtır… Hey allam… Neyse zorla kopardık bunları gezdikleri yerden, Kipa’ya gittik; çünkü yolda başımızın etini yediler Kipa da Kipa diye diye. Foruma gelmek üzereydik ki o manzarayla karşılatım… Adamlardan biri minibüste ayakkabılarını ve çoraplarını çıkarmış, ayaklarını tam yanıma uzatmış. Güneş’le kusuyorduk resmen. Ama diğer görüntüyü görünce o da neymiş ki dedik. Gene bu kokan ayaklarını uzatan pis insan çıkarmış bir kulak çubuğu kulağını temizliyor. Arada çıkartıyor çubuğu kulağından, konuşuyor, gülüyor, sonra tekrar hööp kulağına sokuyor. Yemin ederim bu kadar iğrenmemiştim ne zamandır. Allahtan geldik foruma da bunları attık Kipa’ya, biz forumda gezdik. Kabus gibi bir gündü resmen kabus! Üstüne para verseler dolaştırmam bir daha Hindistanlıları!

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Haypet! Periyet!


Anaaam! Yazmamışım ne zamandır bir şey! Ule o değil de bizim AKM'de gösterimizi oldu. teeee 8 haziran akşamı. Ama güzeldi baya yahu. geçen gün de gecenin cd'leri dağıtıldı. Fena oynamamışız. Birkaç hata dışında öyle büyük bir yanlış da yapmamışız. Holey o zaman! Yahu yetmezmiş gibi geçen hafta bir de Denizli'ye gittik gösteriye. Öldük orda da yorgunluktan. Ama eğlenceliydi her şeye rağmen. Sabahın köründe yola çıktık, öbür gün sabaha karşı 4'te geldik İzmir'e. Ama Özdere'deki festivale biz gitmeyecekmişiz. Öff ya ne de heveslenmiştim ama... Neyse artık.. Vur orta çık! İhu!